Kuralsızlığa Kurallılıkla Yaklaşım
"Olup bitenler artık canımızı yakmaya başladığında, bu acıyı bir eleştiriyle ortaya dökmek gerekir. Böyle bir eleştiri, olayla aramıza koyacağımız mesafenin değil, yakınlığın ürünüdür"
Peter Sloterdijk
Günümüzün Alman düşünürü, filozof Peter Sloterdijk'ın Everest yayınlarından çıkan "İnsanat Bahçesi İçin Kurallar" başlıklı kitabı, yine Alman düşünür Heidegger (1889-1976) 'in "Hümanizm Üzerine Mektup"una (1946) yanıt niteliğindeki metnidir aslında. Felsefeci yanıtında özetle, hümanizmin öldüğünü savunur. Düz bir bakışla, metnin, sanat ve felsefe alanında bazı düşünürlerin sonluluğu sıklıkça telaffuz ettiği günümüz öğretilerini, geçmiş öğretiler ve aralarındaki tavır/karşı tavır durumlarıyla irdeleme arayışlarımıza yol açacak yönsemelere kaynaklık edebileceği söylenebilir!
Kitapta Platon ve Nietzsche, günümüz toplumlarını birer hayvanat bahçesine benzetirken, Heidegger insanı evcilleştirilen bir hayvan gibi düşünmekten uzaklaşıp "Varlık" kavramıyla anlatmaya çaba göstermiştir. Metni yoluyla tüm bu yaklaşımlara göndermelerde bulunan Sloterdijk, insanın biyolojik bir varlık olarak hayvan yaşayışında başarısızlığa uğradığını öne sürer.
Biyo- politik ya da genetik mühendislik sayesinde insanüstünün artık erişilebilir hale geldiğine inanır ve bu teze dayalı sonucun girişi hümanizm ekseninden "yazı" yoluyla açıklanmaya başlanır:
Hümanizmin özü ve işlevinin yazı vasıtasıyla gerçekleşen dostluklar kurulmasını sağlayan bir iletişim olduğunu, Heidegger'in mektubuna gönderme yaparak, bu bir dizi mektup arkadaşlığına dayalı durumunda felsefede özel bir konu olduğuna değinerek süreçlendirir. Yazılı felsefe, 2500 yılı aşkın bir süre önce başlamasından günümüze dek bulaşıcılığını koruyabilmesini, metinler aracılığıyla dost edinme yeteneğinin kazandığı başarılara borçludur. O dönemin filozofları aşktan bilgeliğe kadar her konuda yazarlar ve yazdıklarıyla da diğerlerini harekete geçirmeyi amaçlarlar. Bu yaklaşımıyla da işte Sloterdijk'a göre hümanizmin özü dostluk vakfeden bir iletişimden ibarettir. Hümanizmin tarihsel gelişiminde, iki grup okuyucudan bahsedilir: Birincisi mistik öğeler din (tanrı), okuyucuları. İkincisiyse burjuva ulus devletlerinin ulusal kültürlerin ortaya çıkmasına yarayan ulusal kökenli okuyucular. Sloterdijk'a göre bu ikinci grup "Ulusal hümanizm" 1789'dan 1945 yılına dek sürebilmiştir. Çünkü, 1918' den itibaren önce radyo, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra televizyon, internet gibi oluşumlar bu ulusal devletlerin okuma biçimini tahrip etmiştir. Hümanist okumanın 1945' te sonlanmasıyla, insanlıkta vahşileşme eğilimlerinin görüldüğü ve medya yoluyla günlük yabanileşmelerin baş göstermeye başladığına değinilir. Tarif edilen hümanizmin örtük konusu, insanın yabanilikten çıkarılması; örtük savı da, doğru okumaların insanları uysallaştırdığıdır. Sloterdijk'a göre, 1946'da Martin Heidegger'in yazdığı "Hümanizm Üzerine Mektup" bu krizli dönemin aşılmasına yönelik çabalarıyla hümanizmin Rönesansı niteliğine sahipti. Avrupa hümanizminin koşullarını ortaya koyup sorgulayarak, hümanizm- ötesi veya post-hümanist bir düşünme alanı açmıştı. Fakat hümanizm, insanları uysallaştırma okulu olarak başarılı olabilmiş miydi?
Sloterdijk, insan türünün biyolojik ve antropolojik tarihine işaret ederek, insanların konutlara yerleşmesiyle beraber orada ne tür bir insanın ortaya çıkmış olduğunu, Nietzsche'nin bu konuya ilişkin yaklaşımları eşliğinde sorgular. Sloterdijk insanların eskiden beri evcilleştirilerek üretildiğine inanmaktadır. Platon ve Nietzsche'nin üst-insan örneklemelerini takip ederek, insanın iyileştirilmesi konusunda daha ileri düşünceler öne sürebilme çabasındadır. Bu sebeple insan nesli üzerine, günümüz felsefesinde bir söylem geliştirir ve bu arada bir "antropoteknoloji" gündeme getirir: ABD kökenli olan bu düşüncenin özü, genlere müdahale ederek doğum öncesi seçim yoluyla "iyi insan" yetiştirme yöntemini ortaya koyan çağdaş biyoloji teknolojisinin kullanılmasıdır. Bu tasarının fikir babası Genetik Evrim Uzmanı Gregory Stock, on yıldan beridir bu hayalin öncülüğünü yapmaktadır.
İşte Türkiye'de bir kitap halinde yayımlanan bu metin, ağustos 1999'da Sloterdijk'ın gen teknolojisini hakkında görüşlerinin yer aldığı, Basel ve Elmau'da yapmış olduğu ve büyük tepki görmüş olan konuşmalarını içermektedir. Bu konuşma nedeniyle, basın kanalıyla Jurgen Habermass ve Peter Sloterdijk arasında Almanya'da sansasyona yol açacak üzücü, sert tartışmalar yaşanmıştır. Habermass, Sloterdijk'ı, gen teknolojisi yoluyla "elit insan" yetiştirilmesini savunmakla suçlamıştır!
İnsanlık sorunlarımızın gerçek nedenleri, gerçekten genlere indirgenebilir mi?
Yeşim Şahin Öç,
Güncel, Sayı:2